Sanki biri sürekli fısıldıyordu: “Sen böyle olmalısın. Aksini yaparsan tüm stratejini bozarsın, hayatını altüst edersin.” Ve o kişi, tüm belirsizlikler içinde, kendi olmadan yaşamaya razı gelmiş gibi kendisine hazırlanmış bir hayal gemisine binmiş; ömrü boyunca, başkalarının çizdiği rotalarda kendini yeniden tanımlayacağı yanılgısına kapılmıştı. Bu kadar doğru–yanlış bilgi yüklenmesinin ortasında insanın kendini tanımlaması zor bir hal alırken aslında daha da zoru, bu tanıma dayanarak kendine gerçek bir yol çizmesinin güçlüğünü yaşamasıydı. Kendi değerli hikâyesiyle bir iz...



