Bir arkadaşım acı bir durumu paylaştı: Geçen hafta New York’ta bir kahve dükkanına giriyor. Bilirsiniz, şu Brooklyn’deki hipster mekanlarından. Duvarlarında Che Guevara posterleri, raflarında organik, fair-trade, single-origin kahveler… Menüye bakıyor: Ethiopian Yirgacheffe var, Jamaican Blue Mountain var, Colombian Supremo var. Hatta Vietnamese Egg Coffee bile var. Peki Türk kahvesi?.. Yok… Baristaya soruyor: “Turkish Coffee var mı?” Gözlerini kısarak bakıyor. Sanki ona Osmanlıca bir şey sormuşum gibi. Sonra omuz silkerek: “Greek Coffee istiyorsan Astoria’ya git.” İşte...




